Uludağ Tarih

Bursa kentimizin Güneybatısında yer alan, Fatintepe ve Kuşaklıkaya adlarındaki 2 tepe üzerinde kurulmuş olan Uludağ Kayak Merkezi, 11 bin 338 hektarlık alanı içeren Milli park da dahil olmak üzere, Bursa şehir merkezine yarım saat mesafede yer almaktadır. 1961 yılında Milli park olarak ilan edilen ve Bursa şehir merkezine 36 Km mesafede yer alan Uludağ Kayak Merkezi, modernliği ve kalitesi ile ülke kış turizminin merkezi konumundadır. Otellerin bulunduğu 1800 metre rakım ile başlayan kayak merkezi, 2200 metre rakım’a kadar çıkan kayak tesisleri ve 2543 metrede bulunan zirvesiyle hem ülkemizden hem de Dünya’nın birçok ülkesinden 12 ay boyunca yoğun ziyaretçi almaktadır.

Antik çağın ilk tarihçilerinden Herodot (MÖ 490-420) yazdığı Herodot Tarihi isimli kitabında Uludağ, “Olympos” olarak geçer ve Olympos’ta Lydia kralı Kroisos’un oğlu Atys’in yaşadığı trajediyi anlatır. Herodot’tan 400 yıl sonra Amasya doğumlu coğrafyacı Strabon (MÖ 64-M.S 21) yazdığı 17 kitaptan oluşan Coğrafya isimli kitabında Uludağ, Olympos ve Mysia Olympos’u olarak geçer. Strabon; “Mysia” isminin aslının Lydia’lılarda gürgen ağacı anlamına gelmekte olduğunu belirtir. Roma İmparatorluğu’nda resmi din hristiyanlık olduktan sonra Uludağ’da 3. yüzyıldan sonra keşişlerin yaşadığı ilk manastırlar kurulmaya başlanmış ve manastırlar 8. yüzyılda sayıca en üst seviyeye çıkmıştır.

Uludağ’da Nilüfer çayı ile Deliçay arasındaki vadi ve tepelerde 28 manastır kurulmuştur. Orhan Gazi Bursa’yı uzun bir kuşatmadan sonra teslim almış ve dağdaki keşişlerin yaşadığı manastırların bir kısmı terk edilirken, bazılarının yerlerine Doğlu Baba, Geyikli Baba, Abdal Murat gibi müslüman dervişlerin inziva yerleri olmuştur. Bursa’nın fethinden sonra Türkler dağa “Keşiş Dağı” ismini vermişlerdir. 16. yüzyılda Bursa’ya gelen Alman seyyah Reinhold Lubenau Uludağ’ın Türklerin eline geçtikten sonra keşişlerin sadece gündüzleri ibadet için dağa çıktıkları ve manastırların harç kullanılmadan taş duvarlarla yapıldığını belirtir.

Uludağ İsminin Verilmesi

21/09/1925

Uludağ İsminin Verilmesi

Bursa’da bir grup öğretmen tarafından daha önce kurulan özel encümen, 1925 yılında Coğrafya Encümeni’nin de ilk şubesi olarak kabul edilmiştir. İşte bu ilk şubenin düzenlediği Keşiş Dağı’na tırmanış gezisine katılan heyette bulunan Türk Tıp Tarihi Kurumu’nun kurucularından Dr.Osman Şevki Bey, dağın ululuğu karşısında büyülenerek “Ne ulu dağ” demekten kendini alamamış ve Ankara’ya döndüğünde bir rapor hazırlayarak dağın adının “Uludağ” olarak değiştirilmesini teklif etmiştir. Mareşal Fevzi Çakmak bu öneriyi uygun görmüş, bundan böyle haritalara dağın “Uludağ” adıyla geçmesini sağlamış ve bu ad

Uludağ’da İlk Kayak

01/01/1933

Uludağ’da İlk Kayak

Uludağ’a kayakla çıkan ilk kişi Abraham” adlı bir Almandır. 1928 Amsterdam Olimpiyatlarına katılacak Türk atletlerini hazırlamak üzere Türkiye’ye çağrılan Alman antrenör Alexi Abraham Bursa gezisi sırasında 1933 Ocak ayında tek başına kayakla Uludağ’a çıkmış, Büyük Otel’de bir iki gün kalıp, resimler çektikten sonra Bursa’ya dönmüştür. Abraham çektiği resimleri Vali Fatin Güvendiren’e göstererek, Uludağ’da mükemmel bir şekilde kayak sporunun yapılabileceğini anlatmıştır

Bursa Dağcılık Kulübü

22/04/1933

Bursa Dağcılık Kulübü

Bursa Dağcılık Kulübü 1932 yılında Bursa Halkevi’nin bünyesi içinde kurulmuş  ve daha sonra 10 kişilik bir kurucu heyetin çalışmasıyla bağımsız bir hüviyet kazanmıştır. Kulübün bağımsız bir kulüp şeklinde kuruluş tarihi  22 Nisan 1933’dür. Bursa Dağcılık Kulübü “Türkiye’de kayak sporunun tarihçesine damgasını vuran ilk kulüp”tür.  Bu Kulüp sayesinde yurdumuzda ilk defa batılı anlamda geniş halk kitlelerinin katıldığı kayak çalışmaları başlamıştır.

Uludağ’ın İlk Oteli

17/06/1933

Uludağ’ın İlk Oteli

Bursa’da kayak etkinliklerinin başladığı yıllarda Uludağ’da Vali Fatin Güvendiren zamanında (15.12.1926-17.6.1933) Özel İdare tarafından yapılmış bir tek Büyük Otel mevcuttu.17 odalı olan bu Otel kışın kapalı olup, sadece yaz aylarında hizmet vermekteydi. Dağcılık Kulübü kayak çalışmalarına başlayınca Otel kış aylarında da açık tutulmaya başlandı.

Kayak Evi

25/05/1935

Kayak Evi

Uludağ’da kayak sporunun başladığı ilk yıllarda öncelikle sporcuların can güvenliği acısından önem taşıyan Dolu Baba, Otel Gözü, İmdatevi ve  Deve Taşı  gibi sığınaklar inşa edilmiş, ayrıca Karabelen mevkiinde büyük bir salon,iki oda ve bir mutfaktan müteşekkil bir Kayakevi yapılmıştır. Bu tesislere ek olarak Karabelen’den Zirve’ye kadar 50-100 metre aralıklarla işaret direkleri konmuş ve böylelikle “Kayak yolu” her zaman görünür bir hale getirilmiştir. Zirve’ye aynı zamanda  bir işaret mahiyetinde olmak üzere mirengi noktası inşa edilmiş,ayrıca bir hatıra defteri kasası yapılarak içine bir de defter konulmuştur. Bütün bunlara ek olarak  da “telefon hatları” çekilmiştir. Bütün bu tesisleşme çalışmalarına rağmen 1930’lu yıllarda kış aylarında kayak yapmak maksadıyla Uludağ’a çıkmak hiç de kolay değildi. Dağa çıkabilmek için mutlaka Bursa Dağcılık Kulübü’nün rehberliğinden ve yardımlarından faydalanmak gerekirdi. Bu yıllarda Uludağ’a çıkmak için başlıca iki yol vardı.

Ulaşım

25/05/1936

Ulaşım

Bunlardan birincisi Kulübün, yaz kış düzenli bir şekilde kaldırdığı otobüslerle, karın durumuna göre, Dolubaba’ ya veya Kirazlı Yayla’ ya kadar gitmek, daha sonra zaman zaman yürüyerek veya kayarak Otele ve Kayakevi’ ne ulaşmak. Dağa çıkış için başvurulan ikinci yol ise daha zahmetli idi. İkinci çıkış Elmaçukuru- Karabelen yolundan yaya veya katırla yapılırdı. Bunun için bir gün önceden Bursa Dağcılık Kulübü’ne başvurulup, katır kiralanırdı. İsteyenler katıra binerek Karabelen’ e çıkar, isteyenler yaya yürür, eşyalarını katıra yüklerlerdi. Genellikle üç saatlik bir yolculuktan sonra Karabelen’ deki İmdat Evine ulaşılırdı. Burada kayaklar takılır ve kayarak Büyük Otel’e veya Kayakevi’ ne varılırdı. Eşyalar ise Kulübün Karabelen’ deki hamal servisi tarafından, bir ücret karşılığında, gidecekleri yere kadar taşınırdı.

Bitnami